Türkiye’de Vergi Adaleti Neden Sağlanamıyor? Güncel

Türkiye’de Vergi Adaleti Neden Sağlanamıyor? Güncel, başvuru sitemizde Türkiye’de Vergi Adaleti Neden Sağlanamıyor? ile alakalı araştırma yaptık. 

Türkiye’de vergi adaleti ve vergi toplama poblemleri uzun süredir gündemde olan konulardan biri. Verginin bölgesel dağılımı, vatandaş-devlet güveni, refah düzeyi ve siyasi tercihler gibi birden fazla faktör vergi sisteminin etkinliğini ve adil olmasını etkiliyor.

Peki Türkiye’de vergi adaleti neden sağlanamıyor? Bu sorunun cevabını arayan bir haber makalesini siz değerli okurlarımız için bir araya getirdik.

Verginin Bölgesel Dağılımı

Türkiye’de toplanan vergilerin büyük bir kısmı üç büyük şehirden geliyor. 2023 senesinde toplanan yıllık verginin %45’i İstanbul’dan, %11’i Ankara’dan ve %10’u İzmir’den gelmiş. Bu şehirler bunun yanı sıra nüfusun hemen hemen %40’ını içinde yer alıyor. Lakin bu şehirlerin aldıkları hizmetler ve kaynaklar topladıkları vergilere oranla daha az. Misal verilecek olursa, İstanbul verginin %45’ini vermiş ama belediyeler ve bağlı kuruluşlar genelde harcanan paradan %26 almış. İzmir %10 vermiş %7 almış. Ankara ise siyasi merkez olması sebebiyle %10 vermiş hemen hemen %10 almış.

Bu durum, bölgesel eşitsizlikleri artırıyor ve bazı şehirlerin diğerlerine göre daha fazla mağdur olduğu algısını yaratıyor. Bilhassa deprem riski taşıyan İstanbul’un bu hususta daha hassas olduğu söylenebilir. Verginin bölgesel dağılımında daha adil bir sistem kurulması için merkezi hükümetin kaynakları yeniden dağıtma mekanizmasının daha şeffaf ve objektif olması gerekiyor.

Vatandaş-Devlet Güveni

Vergi ödemenin temelinde vatandaşın devlete güven duyması yatıyor. Vatandaş, verdiği vergilerin karşılığında kendisine kaliteli hizmetler sunulacağına, kaynakların adil bir biçimde paylaştırılacağına ve kamu yararına kullanılacağına inanmalı. Lakin Türkiye’de vatandaşın devlete güven duyması hususunda ciddi sıkıntılar var.

Bir araştırmaya göre, Türkiye’de vatandaşların %75’i devlete güvenmediğini belirtiyor. Bu oran OECD ülkelerinde hemen hemen %45. Vatandaşların devlete güvenmemesinin en mühim nedenleri içinde yolsuzluk, adaletsizlik, siyasi baskı, haksız rekabet, kayırmacılık gibi etkenler belirtiliyor. Bu etkenler, vatandaşı vergiden kaçınmaya yahut kaçak yapmaya yönlendiriyor.

Vergide adalet sağlamak maksadıyla vatandaş-devlet güvenini yükseltmek şart. Bunun için de devletin şeffaf, hesap verebilir, katılımcı ve hukukun üstünlüğüne saygılı olması gerekiyor. Ayrıca vatandaşın vergi bilincini ve vergi kültürünü geliştirmek için eğitim, bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapılmalı.

Refah Düzeyi

Vergi adaletinin bir diğer mühim boyutu da refah düzeyidir. Refah düzeyi yüksek miktarda olan ülkelerde vergi toplama oranı da yüksektir. Çünkü vatandaş, verdiği vergilerin karşılığında kendisine sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi hizmetlerin sunulduğunu görür ve vergi ödemeye daha istekli olur. Ayrıca refah düzeyi yüksek miktarda olan ülkelerde gelir dağılımı da daha adildir ve vergi sistemi de daha progresiftir. Yani geliri yüksek miktarda olanlar daha fazla vergi öder.

Türkiye’de ise refah düzeyi düşüktür ve gelir dağılımı adaletsizdir. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en düşük refah düzeyine sahip ülkelerden biridir. Türkiye’nin kişi başına düşen milli geliri 2023 senesinde 9.946 dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam OECD hemen hemensının hemen hemen yarısıdır. Türkiye bunun yanı sıra en yüksek gelir eşitsizliğine sahip ülkelerden biridir.

Türkiye’de Gini katsayısı 0,41 iken OECD hemen hemensı 0,31’dir. Gini katsayısı 0 ile 1 içinde değişen ve gelir eşitsizliğini ölçen bir göstergedir. 0 değeri tam eşitlik, 1 değeri tam eşitsizlik manasına gelmektedir.

Türkiye’de refah düzeyinin ve gelir dağılımının iyileştirilmesi için vergi sisteminin de reforma ihtiyacı mevcuttur. Vergi sistemi daha progresif hale getirilmeli, dolaylı vergilerin payı azaltılmalı, doğrudan vergilerin payı artırılmalı, vergi tabanı genişletilmeli, vergide kaçak ve kayıp oranları azaltılmalıdır.

Siyasi Tercihler

Vergi adaletini etkileyen bir diğer faktör de siyasi tercihlerdir. Vergi kanunları son derece ideolojik kanunlardır. Çünkü tam anlamıyla siyasetin kaynakları nasıl bölüştüreceğine karar verdiği kanunlardır. Siyaset, vergi politikalarını belirlerken hem ekonomik hem de sosyal hedefleri gözetmelidir. Vergi politikaları hem büyümeyi hem de adaleti sağlamalıdır.

Türkiye’de siyasetin vergi politikalarında ideolojik tercihler ön plana çıkıyor. Misal verilecek olursa, Türkiye’de dolaylı vergilerin payı çok yüksektir. Dolaylı vergiler, tüketime bağlı olarak alınan ve herkesin aynı miktarda ödediği vergilerdir. Dolaylı vergiler, geliri düşük olanları daha fazla etkileyen ve adaletsizliği artıran vergilerdir. Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı %67 iken OECD hemen hemensı %33’tür.

Türkiye’de dolaylı vergilerin payının yüksek olmasının nedenlerinden bir diğeride siyasetin doğrudan vergileri artırma hususunda isteksiz olmasıdır. Doğrudan vergiler, gelire bağlı olarak alınan ve herkesin kazancına göre farklı oranlarda olması gerekiyor. 

Doğrudan vergiler, gelire bağlı olarak alınan ve herkesin kazancına göre farklı miktarda ödediği vergilerdir. Doğrudan vergiler, gelir adaletini sağlayan ve progresif olan vergilerdir. Türkiye’de doğrudan vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı %33 iken OECD hemen hemensı %67’dir.

Türkiye’de doğrudan vergilerin payının az olmasının nedenlerinden bir diğeride siyasetin vergi tabanını genişletme hususunda yetersiz kalmasıdır. Vergi tabanı, vergiye tabi olan gelir yahut servet unsurlarının toplamını ifade eder. Vergi tabanı ne kadar geniş olursa, vergi oranları da o kadar düşük olabilir. Türkiye’de vergi tabanı dar ve sınırlıdır. Misal verilecek olursa, tarım sektörü, serbest meslek sahipleri, kayıt dışı ekonomi, yüksek gelirli gruplar gibi birden fazla kesim vergiden muaf tutulmuş yahut düşük miktarda vergilendirilmiştir.

Türkiye’de vergi tabanını genişletme hususunda siyasetin isteksiz olmasının nedenlerinden bir diğeride siyasi popülizmdir. Siyaset, seçmen kitlesini tatmin etmek ve oy kaybetmemek için bazı kesimlere vergi avantajı sağlamış yahut vergiden muaf tutmuştur. Bu durum, hem vergi adaletini bozmuş hem de kamu maliyesini zayıflatmıştır.

Vergide adalet sağlamak maksadıyla siyasetin vergi politikalarında daha sorumlu ve vizyoner olması gerekiyor. Siyaset, kısa vadeli çıkarları değil, uzun vadeli hedefleri gözetmeli, ekonomik büyüme ve sosyal adalet içinde denge kurmalı, vatandaşın talep ve beklentilerine yanıt verebilmeli ve toplumsal mutabakat sağlamalıdır.

Sonuç

Türkiye’de vergi adaleti ve vergi toplama poblemleri ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu poblemlerin çözümü için hem teknik hem de siyasi reformlar yapılması şarttır. Verginin bölgesel dağılımında, vatandaş-devlet güveninde, refah düzeyinde ve siyasi tercihlerde iyileştirmeler yapılmalıdır. Vergi sistemi daha adil, etkin, şeffaf ve progresif hale getirilmelidir. Vergi adaleti sağlanmadan ekonomik ve sosyal adaletin de sağlanması olabilecek değildir. Vergi adaleti, hem devletin hem de vatandaşın ortak sorumluluğudur.

 

 

 

Yorum yapın