Bakan Bozdağ’dan başörtüsü için davet

Bakan Bozdağ’dan başörtüsü için davet



Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Zonguldak’ta İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları 1. Bölgesel toplantısına katıldı.

Bakan Bozdağ, AK Parti iktidarları döneminde yeni düzenlemelerle insan hakları mevzusunda büyük yol kat ettiklerini, yeni düzenlemelerde devleti milletin direkt denetimine açtıklarını söylemiş oldu.

“İnsan haklarından korkan bir lider, bir iktidar devleti doğrudan vatandaşın denetimine açar mı”

Önceden kimin devlette kendisine ilişkin ne türlü bilgi var diye doğru dürüst sorgulama hakkının olmadığını ifade eden Bozdağ, “Anayasayı değiştirerek her bir vatandaşımıza devletin hangi kurumunda kendisine ilişik ne tür şahsi veri var, hepsini sorgulama amacı haricinde kullanıp kullanmadığını test ettirme, hatası var ise sildirme, eksiği varsa düzelttirme hakkını verdik. Adeta kişisel veriler konusunda vatandaşı devleti karşısında yönetici pozisyonuna getirdik. Bak diyecek bakacak devlet. Kontrol et diyecek test edecek devlet. Çünkü hukuk devleti böyle olur. Biz yeni düzenlemelerde devleti milletin doğrudan denetimine açtık. Şimdi konuşuyorlar, Cumhurbaşkanımızla, AK Parti iktidarları ile ilgili insan hakları konularında haksız keyfi eleştiriler yapılıyor. İnsan haklarından korkan bir önder, bir iktidar devleti direkt vatandaşın denetimine açar mı? Kendisini denetlesin diye yargı dışında onlarca organı, kurulu oluşturur mu? Bizim derdimiz Türkiye’nin insan hakları temeli üstüne yükselmesidir, insanların hürriyeti üstüne yükselmedir. İnsanların güven duyduğu güvenle yaşadığı ve sevinçli olduğu bir ülke olarak bilinmesi, anılması, bu ülkenin vatandaşı olan herkesin de kendisini öyleki bilmesi, öyle hissederek yaşamasıdır. 20 yıldır bunun anayasal, yasal düzeyde mücadelesini verdiğimiz şeklinde uygulamada da zihniyet değişiminin yaşanması için büyük bir mücadele veriyoruz. Diyorlar ya tek erkek, otoriter erkek. Ya otoriter olan bunu yapar mı, tek erkek bunu yapar mı?” dedi.

“Ülkemizde nice yasaklar vardı ve bu yasaklarla adeta yaşar hale geldik”

Türkiye’nin son 20 yılda yaşamış olduğu büyük değişimde insan hakları, hukuk devleti ve hürriyetler konusunda adım adım daha güvenilir, güçlü ve iyi bir Türkiye’ye doğru değişimi gösterdiğini de anlatan Bakan Bozdağ, “ Türkiye yasakları kaldıra kaldıra bugünlere geldi. Bizim vatanımızda nice yasaklar vardı ve bu yasaklarla adeta yaşar hale geldik. Dil üstünde yasaklar vardı, cezaevinde bir tutuklu ve hükümlü Türkçe dil dışında ailesi ile konuşamazdı, yasaktı. 2012’ye kadar bu yasaktı ama kimsenin haberi yok. Annesi Arapça biliyor başka dil bilmiyordu. Bu yasağı kaldırdık. Herkes annesi ile anasının dili ile konuşabilir ve buna engel yok dedik, kaldırdık. Savunmada kendisini Türkçe haricinde başka dille daha iyi savunacağını anlatım ediyorsa bir şahıs savunamazdı, şimdi onu da kaldırdık. Türk vatandaşı kendisini istediği dilde savunma hakkına haizdir. Biz bunu getirdik fakat şuan Türkçe dışında savunma yapan kimse çıkmadı. Doğru dürüst birkaç misal var onun dışında da yok. Birileri bunu devamlı kötüye kullanma etti. Biz bu yasağı kaldırınca kötüye kullanma sonlandı ve hepimiz kendisini Türkçe savunmaya devam ediyor. Siyasette seçim propagandası sadece Türkçe yapılırdı, Türkçe dışında başka dille seçim propagandası yapmak yasaktı. Konuşuluyor, otoriter, totaliter yönetim diyorlar. Ya sizin otoriter, totaliter yönetim dediğiniz şimdi sizin kendinizin istediği dille Türkiye’nin her yerinde seçim propagandasını yazılı ve sözlü yapmanız üstündeki yasağı kaldırdı. Şimdi serbest. Dil üzerinde nice yasakları bu dönemde tek tek bizler kaldırdık” diye konuştu.

“Gündeme getirdiğiniz konuya lütfen haiz çıkın, samimi olun, sözünüzün arkasında durun”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, başörtüsünün anayasal güvence dibine katılımı ile çalışmalarında tamamlandığını ve yakın zaman TBMM’ye sunacaklarını da anlatım ederek, “Bu ülkenin kadınlarını kendi içinde ayıran ilkel bir zihniyet ve ilkel zihniyetin uyguladığı ilkel bir yasak vardı, hem eğitimde bununla beraber istihdamda başörtüsü yasağı. Biz başörtüsü üstündeki yasağı kaldırdık. Biz Türkiye’de hanımlarımız içinde eşitliği lafta değil, hem lafta hem icraatta hayata geçiren zamanı adımı attık. Son zamanda bu konu yine Türkiye’nin gündemine geldi. Gündemden düşmüş bir mevzu Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir kanun öneri ile gelin bunu kanuni güvenceye alalım dedi. Cumhurbaşkanımızda kanuni güvence yetmez, madem bu konunun Türkiye’nin gündemine tekrar gelmesini istemiyorsunuz, o vakit gelin anayasal güvenceye kavuşturalım, bir daha bu konu Türkiye’nin gündemine gelmesin dedi. Bunun üstünde de emek harcamalar yaptık, hazırlıklarımızı Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Siyasi partilerin mecliste grubu olanları ziyaret edip, görüş ve desteklerini talep ettik. Şimdi bir noktaya geldik. İnşallah bu öneri yakında TBMM’ye sunulacak ve meclisimizin iradesi ile de yasalaşma sürecine girecektir. Umuyorum ki, bu süreci başlatanlar, Türkiye’nin gündemine yine getirenler anayasa değişikliğine yardımcı vermek mevzusunda samimi davranırlar. Çünkü yasa ile bunun çözülmeyeceği belli. Niyetiniz samimiyse tekrar Türkiye’nin gündemine başörtüsü, kılık giyim tartışması girsin istemiyorsanız, zaman değişince, iktidar değişince, imkan ve güç sahipleri farklılaşınca, zulüm yeniden hak diye avdet etmesin istiyorsanız, bunun tek yolu anayasal güvence. Gelin anayasal güvenceyi beraber sağlayalım. Bu konuyu Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin gündemine getirmedi, AK Parti de getirmedi. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin gündemine getirdi. Öyleyse gündeme getirdiğiniz konuya lütfen haiz çıkın, samimi olun, sözünüzün peşinde durun. Anayasal yasal güvenceye evet deyip, anayasal güvenceye hayır demek samimiyetsizliğin aleni bir ilanıdır. Buna yardımcı vermezse hep beraber bu mevzunun üstünde bir defa daha düşünmemiz lazım. Oy donanması ile bu kararın alınmasını herkese faydası var. Halk nezdinde bir takdiri var ise mecliste oy veren her insana bu halk aslına bakarsan hakkını verecektir” dedi.

“Meslek Örgütleri ile ilgili anayasa çalışmaları sona geldi”

Bazı meslek örgütlerinin amacı dışında faaliyette olduğunu ve bunla alakalı yeni anayasal çalışmalarında tamamlandığını ve halkoyu ile paylaşacaklarını de kaydeden Bakan Bozdağ, açıklamasını şu laflarla sürdürdü:

“Türkiye’de pek oldukca meslek örgütü var. Anayasamızın 135. Maddesinde ‘Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğinin genel faaliyetlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensupların birbirleri ile halk ile olan ilişkisinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere çalışırlar’ diyor. Hiçbir meslek örgütü amacı dışında faaliyette bulunamaz, buda anayasa hükmü. Ama Türkiye’de kimi meslek örgütlerinin amaçlarını bırakıp başka faaliyetlerin içine girdiği de oldukça aşikârdır. Ben şimdi Türk Tabipler Birliği’nin, siyasette olan bir kardeşiniz olarak Tabiplerin hakkını savunduğuna şahit değilim. Sadece iktidar ziyan olacağı bir şey var ise orada iktidar zarar görsün diye, tabiplerin menfaati olsun diye değil. Bugüne kadar Tabipler Birliğinin Türkiye’deki tabiplerimizin mesleki menfaatleri meslekleri ve diğer alandaki işlerinin daha iyi olması için sundukları tek bir tedbir tek bir teklif yoktur. Ama PKK terör örgütü veya başka bir terör örgütünün başı dara girdiğinde veya ihtiyacı olduğunda onların lehine açıklama yapmada yarışa girenler var. Tabiplerin lehine izahat yok, ama TKS’ya, Türkiye Cumhuriyeti Devletine kimyasal silah kullandı iftirasını yapanları ve bu iftirayı doğrulayanlara destek verildiğini görüyoruz. Tabipler Birliğinin böyle bir görevi var mı, veya başkaca meslek örgütünün bu şekilde bir görevi var mı?. Hiç bir meslek örgütü kurum amaçları dışında faaliyette bulunamaz. Bulunduğu zaman da normal olarak hukukta bunun karşılığı vardır ve gereğini yapmış olacaktır. Cumhurbaşkanımızın da kamuoyuna açıklamış olduğu benzer biçimde Türk Tabipler Birliği ve Türk Mimar ve Mühendisler Odaları ile ilgili çalışmalarımızın sonuna geldik. İnşallah yakında bu çalışmayı da kamuoyumuzla paylaşacağımızı buradan ayrıca ifade etmek isterim.”

“Teröristler nötr hale getirildikçe teröre destek verenlerin çığlıkları da yükseliyor”

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik teşkilatının terörle mücadelesini etkin ve karalı bir biçimde sürdürdüğünü, terör bitene kadar bu mücadelenin kesintisiz devam edeceğini de sözlerine ekleyen Bakan Bozdağ;

“TSK terör örgütleri ve teröristlerle savaşım etmektedir. Hedefi terör örgütleri ve teröristlerdir. Bugüne kadar yapmış olduğu savaşım de sivil vatandaşlarımıza veya başka ülke arasında idame eden harekâtlarda orada sivillere en ufuk bir zarar ve ziyan vermemiştir. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde oradaki sivil kesimlere ve kürtlere karşı bir hareket olarak da kimsenin gösterme hakkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hedefinde siviller, Kürt yurttaşlarımız yoktur. Hedefte PKK, PYD, YPG terör örgütü vardır. Hedefte bu terör örgütlerinin tröstleri ve bunların inleri var. Terör örgütlerinin terörün barınaklarına, inine girdikçe teröristler nötr hale getirildikçe teröre yardımcı verenlerin çığlıkları da yükseliyor. 13 baro barışı korumak için çaba sarfetmek adına açıklama yapıyorlar. TSK’nın Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyine yapmış olduğu harekâtı durdurmasını talep ediyorlar. Bunun ismi şudur; teröristler öldürülmesin, barınakları başlarına yıkılmasın, teröristler için oluşturulmuş korunaklı alanlara TSK ve Türkiye Cumhuriyeti dokunmasın. Teröriste zarar gelmesin diye çırpınan, oluşturduğu barınaklar, inler korunsun diye birtakım barolar çırpınmaktadır. Bildiri yayınlayıp, barıştan yana tavır aldıklarını söyleyerek yayınlıyorlar. Siz bu bildiriyi Türkiye Cumhuriyeti Devletine, TSK’ya karşı yayınlayacağınıza PKK, PYD, YPG’ye karşı 40 yıldır bebekleri öldürdünüz, Aybüke öğretmeni öldürdünüz diye durdurun bu kanı ey terör örgütü diye niye yayınlamıyorsunuz. Maden barıştan yanasınız köy basıp, köylüleri kuşuna dizenlere, siz bu köyleri niye basıyorsunuz, niye insanları kurşuna diziyorsunuz, Karkamışta bomba okula düşüyor, masum öğrencileri yavruları öldürmeye iyi mi öldürürsünüz diyemiyorsunuz. Teröristeler bebek katillerine, öğretmen, asker ve sivil katillere dur diyin. Siz barışı savunmuyorsunuz, terör örgütleri yıpranmasın, teröristler ölmesin diye çırpınıyoruz. Barışı korumak için çaba sarfetmek kim, siz kim. Bugüne kadar terör örgütünün aleyhine tek bir kelime dilinden dökülmeyenlerin, barış ve hak savunucu olması gösterilmesi insan haklarına da insan hakları kurumlarına en büyük saygısızlık ve hakarettir. Maalesef Türkiye’mizde bazı insan hakları örgütleri var, fakat savunduklarına bakın hep teröristlerin hakları ve yanında” diye konuştu.

kaynak – linehaber

Similar Posts

Bir cevap yazın