İsrail’e yönelik beklenmeyen çaptaki saldırının Filistin sorununa bir çözüm getirmeyeceğini kuşkusuz ki bu sonucu veren Hamas yöneticileri de biliyor.
Bundan sonrasında nelerin yaşanacağını izlememize gerek bile yok şu sebeple olayların iyi mi gelişeceğini biliyoruz.
İsrail, olanca askeri gücü ve acımasızlığıyla Gazze’nin üstüne çökecek, siviller katledilecek. Gazze dışındaki Filistinlilerin de hayatları birazcık daha zorlaşacak.
İsrail Başbakanı, sallanmakta olan koltuğunu sağlamlaştırmak için bu saldırıyı kullanacak.
Hamas militanlarının, İsrailli sivillere uyguladığı vahşet, dünyada beklenen etkiyi yaratacak.
Hamas’ın vahşetine karşı seslerini yükseltebilecek Müslümanları kimse duymayacak; İslamofobi birazcık daha güçlenecek.
Sonrası eski tas eski hamam!
Bugün dünya barışını tehdit eden mühim çatışma noktalarının ezici çoğunluğunun temelinde Filistin problemi var.
İslam coğrafyasında yaşayan halkların kendilerini ezilmiş, itilmiş hissetmelerinin peşinde de bu var.
Hamas, IŞİD, El Kural benzer biçimde terör örgütlerinin İslam coğrafyasının mühim bölümünde kendileri için meşru bir zemin bulabiliyor olmalarının sebebi de bu “ezilmişlik” hissi.
Köktencilik İslamcılardan tutun da Orta Doğu’nun tüm diktatörlerine kadar her insanın tepe tepe kullandığı şey Filistin’de insan onuruna yakışır bir barışın bugüne dek sağlanamamış olmasıdır. Onun için Netanyahu, Hamas’ın vahşetini kendisine bir kalkan olarak tutup istediği kadar cenk çığlığı atsın, bu problem çözülmeden dünyanın hiçbir yerinde kimse refah içinde yaşayamaz.
Bu gerçeğin artık görülmesi gerek.
İsrail’in bu saldırıya vereceği yanıtın oldukça şiddetli olacağı bir sır sayılmaz.
Bu şiddetin yaratacağı karşı sertlik dalgasının nereleri vurabileceğini de kimse tahmin edemez.
Filistin problemi çözülmeden, tüm bu coğrafyaya egemen olan psikolojinin düzelmesine, köktencilik akımların yenilmesine imkân yoktur.
Bu gerçeği, Hamas’ın utanç verici vahşeti de örtemez, Netenyahu hükümetinin “fırsat bu fırsattır” diye girişeceği kitlesel katliamlar da örtemez.
Filistin’de insanoğlu kendi topraklarında tutsak yaşamı yaşıyor, hatta o tutsak yaşamını bile doğru dürüst yaşamalarına izin verilmiyor.
Bu aşama aşağılanmayı hiçbir halk hak etmez ve bunun yarattığı yenilmişlik duygusu silinmeden de Ortadoğu’nun tüm Arap halklarını da içine alacak büyük bir toplumsal dönüşüm sağlanamaz.
Bu olmadan da kimse yatağında rahat uyuyabileceğini zannetmesin.
* * *
Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Beşiktaş’ın Avrupa Konuşma Ligi maçında protesto edilince stadı terk etti.
Büyükekşi, stadyumda nelerin yaşandığını gazeteci Mehmet Arslan’a şu şekilde deklare etti:
“Maç içinde aniden protestolar başladı. 30-40 şahıs değil. Bir tribün başlıyor öteki tribün devam ediyordu. 100 kişiye sorsanız, 100’ü de organize bir protesto bulunduğunu söyler. O dakikadan sonrasında ben de kalktım ve maçı terk ettim. Yalnız ben kalkmadım, yönetim kurulu üyelerimizden, Temsilciler Kurulu başkanımıza kadar tamamımız terk ettik stadı.”
Mehmet Bey, Federasyon Başkanı olmadan ilkin de maçlara gider miydi, bilmiyorum.
Sadece bu anlattıklarına bakarak, maçlara gittiyse de bir tek protokol tribünlerinde oturmuş olduğu sonucunu çıkarabiliyorum.
Şu sebeple stadyumlarda vakalar bu şekilde gelişir, yandaş psikolojisi ile ilgili bir durum.
Mehmet Bey’e önerim, bu vakada “organize işler” arayacağına, taraftarın bu psikolojiye girmesine yol açan vakalara eğilmesidir.
Şu sebeple bu iş bu şekilde devam edecek olursa protestolar bir tek o stadyum ile sınırı olan kalmaz.
Federasyon Başkanı, bugüne dek oynanan maçlarda yargıcı hatalarının niçin bazı takımlar aleyhine yoğunlaştığını araştırmalı.
Bu işler, bahis mafyasının bir kumpası mıdır, buna bakmalı.
Benim elimde bu şekilde bir imkân olsa, bazı takımların maçlarında penaltı golü olup olmayacağına oynanan bahislerin toplam tutarına bakarım.
Kim bilir, bir ihtimal o süre niçin hafifçe bir esintide düşen oyuncuya penaltı çalınırken, tekmeyi uyluğuna yiyen futbolcuya çalınmadığını anlayabilmemize olanak verecek detayları elde edebilir.
Başkan Bey, “organize” durumlar arıyorsa, ilkin hakemlerini iyi incelemeli.
Bazı hakemler, iyi mi oluyor da belli takımların maçlarında hep aynı hataları yapabiliyorlar?

Mehmet Y. Yılmaz kimdir?Mehmet Yakup Yılmaz, 1956 senesinde Malatya’da hayata merhaba dedi. İlkokulu Antalya Devrim İlkokulu’nda, orta okul ve liseyi parasız yatılı olarak Denizli Lisesi’nde okuduktan sonrasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Kısmı’nden 1977 senesinde mezun oldu Gazeteciliğe SBF talebesi iken 1975 senesinde Ankara’da Mehmet Ali Kışlalı yönetimindeki Yankı Dergisi’nde başladı. Derginin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de bir süre yürüttü. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türk İş’e bağlı Yol İş Federasyonu ve YSE – İş sendikalarında basın müşaviri olarak vazife yapmış oldu, sendika gazete ve dergilerini yayınladı Askerlik görevini Kara Harp Okulu’nda tamamladıktan sonrasında İstanbul Gelişim Yayınları’nda mesleğe döndü. Gelişim Yayınları’nda Adam akıllı ve Bilim dergilerinin Genel Gösterim Müdürü Yardımcılığı ve peşinden Gelişim TV Dergisi Genel Gösterim Yönetmenliği görevlerinde bulunmuş oldu 1985 senesinde Özgürlük’e geçti ve Özgürlük Mecmua Grubu’nu kurdu. Gidişat, Blue Jean, Playmen benzer biçimde dergileri yayınladı. Ondan sonra Dönemli Yayıncılık Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Ercan Arıklı ile beraber Dönemli Yayıncılık’ın 1 Numara Yayıncılık’a dönüşmesi esnasında Genel Müdürlük görevini üstlendi. Güncel, Cosmopolitan, Penthouse, Oya benzer biçimde dergilerin kurucu genel gösterim müdürü oldu. Bugüne dek 30’u aşkın derginin kuruculuğunu yapmış oldu. 1995 yılı başlangıcında Posta gazetesini yayınladı. Aynı senenin sonunda Fanatik gazetesini, 1996 yılı sonunda da Köktencilik gazetesini kurdu, genel gösterim müdürlüğünü yürüttü. 2000 senesinde Milliyet Gazetesi Genel Gösterim Müdürlüğü görevine getirildi. Bu görevi 5,5 yıl sürdürdükten sonrasında Doğan Burda Mecmua Grububu’nun CEO’luğu görevini üstlendi. 2005 yılından 2018 Eylül ayına kadar Özgürlük gazetesinde köşe yazarlığı yapmış oldu. Ekim 2018’den itibaren T24’te yazmaya başladı. Gazete köşe yazılarından derlenen “Kırmızıyı Seçtim, Aşk Mavinin Altındaydı”, “Benden Slm Açıklayın Tüm Aşklarıma”, “Aşktan Sonrasında Yaşam Var Mı”, “Şaşırma Duygumu Kaybettim, Hükümsüzdür” isminde kitapları yayımlandı. “Aşk Herşeyi Affeder mi” isminde uzun hikâyesi de kitap olarak gösterildi. “Türkiye medyasında en oldukça gösterim başlatan gazeteci” olan Mehmet Y. Yılmaz, güncel politik gelişmelerin yanı sıra, tecrübe etme tarzındaki yazıları ile futbol üstüne yapmış olduğu yorumlarıyla da biliniyor. |