haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hangi ayet

haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hangi ayet bilgi90’dan bulabilirsiniz

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözü hadis midir? Hadis ise kaynağını verebilir misiniz?

Değerli kardeşimiz,

Bu söz insanlar arasında hadis olarak meşhur olmuştur. Ancak, bu sözün Peygamber Efendimize (asv) ait olduğuna dair, bir bilgiye ulaşamadık.

Bu sözü, Kuşeyrî, Risalesinde (s.62) “Yeri geldiğinde konuşmak, en güzel bir haslet olduğu gibi, zamanında susmasını bilmek de erdemli insanların özelliğidir.” sözüne yer verdikten sonra, Üstaz Ebu Ali ed-Dekkak’dan da şunları duyduğunu kaydeder: “Hakkı söylemeyen / haksızlık karşısında suskun kalan şeytandır.”

İbn Kayyim de el-Cevabu’l-vafî adlı aserinde (s.136) şu ifadelere yer vermiştir:

“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.”

Halk arasında “haksızlık karşısında susan…” ifadesi daha meşhurdur.

Özetle söylemek gerekirse, bütün çalışmalarımıza rağmen, sahih veya zayıf bir kaynağını bulamadığımız bu söz, öyle anlaşılıyor ki, bir kelam-ı kibardır.

Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet

Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

Dilsiz şeytanlar

Dilsiz şeytanlar

Hz. Peygamber (s.a.v.) öyle buyurdu; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”
Bugün İslam coğrafyasına bomba yağarken, günahsız masum çocuklar can verirken , en azından kalbi burkulmayan kişi, dilsiz şeytandır.
Dünyanın fakir bölgelerinde çocuklar açlıktan can verirken; sessiz duran, oralara elini uzatmayan kişi dilsiz şeytandır.
Herhangi bir hak sahibinin hakkı gasp edilirken, buna seyirci olarak duran kişi dilsiz şeytandır.
Mağdur ve yoksul insanlar açlıkla kıvranırken tıka basa yemek yiyen ve ama bu yoksul insanları asla önemsemeyen kişi dilsiz şeytandır.
Gücün yanında yer alan ve zulüm altında inleyen insana destek vermeyen kişi dilsiz şeytandır.
Hak sahibine hakkını vermeyen, vermeye aracı olmayan, bunun için mücadele etmeyen kişi dilsiz şeytandır.
Hangi dine, ırka, dile mensup olursa olsun çocukların öldürülmelerinden ıstırap duymayan kişi dilsiz şeytandır.
Bir kişinin din, yaşam, söz, mal, ırz, namus, onur ve haysiyetine kasteden kişi dilsiz şeytandır.
Zalim ve diktatör olanlara sen zalimsin demeyen kişi dilsiz şeytandır.
Kuranı Kerim’e, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e, diğer peygamberlere, namaza, oruca ve diğer mukaddes olan değerlere küfür ve hakaret eden kişi dilsiz şeytandır.
Atacağı her adımda menfaatini düşünen, yarının endişesiyle zulme karşı sessiz duran ve sürekli kıvıran, renksiz, karaktersiz ve kişiliksiz her kişi dilsiz şeytandır.
Sokağa düşürülmüş, çaresiz, güçsüz ve sahipsiz bir kadın kendisinden yardım istediği halde onun bu zayıf halinden yararlanmaya çabalayan kişi dilsiz şeytandır.
Hangi dine mensup olursa olsun haksızlığa uğrayan biz mazlum için vicdanı sızlamayan kişi dilsiz şeytandır.
Elindeki imkanın bir kısmını fakir ve mağdurla paylaşmayıp, onun perişan halini geniş karnıyla seyreden kişi dilsiz şeytandır.
Aleyhine de olsa adaletin ve haklının yanında saf tutmayan kişi dilsiz şeytandır.
Sonuç şudur :Bu dünyada dilsiz duran, öteki alemde mutlaka dilsiz olarak diriltilecektir.

Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır

Başlık, Müslümanların bildiği ve sıkça söz ettiği, hocaefendilerin vaaz ve hutbelere konu ettiği fevkalade mühim bir hadisi şeriftir. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Sözde kalmayıp, hayatımıza yansımış olsa, hemen hemen “sorunlarımızın çoğunu aşabileceğimiz, adil bir dünya kurabileceğimiz” temel İslami referansların en başında gelmekte olan nadide bir Resul sözüdür.

Bu güzel söze,”kelamı kibar (kelam-ı kibar )” diyenler de var.

Benzeri birkaç türü de Hz.Ali ( r.a ) halifemize atfedilir.

“Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” “Bedeli ölüm bile olsa, zalime boyun eğmeyiniz.”

Yine bu konuda Hz. Hüseyin’e atfedilen bir söz daha vardır.

“En büyük cihad, zalimin karşısına çıkıp; Sen ‘haksızsın’ demektir.”

Kimin olduğunu bilmediğim bir söz de; “Menfaat için göz yumduğun haksızlık, sanma ki yanına kalır..! O haksızlık bir gün dayanır kapına, senin de hakkını elinden alır…!”

İnsan hakları mücadelesinde sık tekrarlanan sözlerden birkaçı da bu konu ile ilgilidir.

“Susma, susarsan sıra sana gelecek.” “Sana sıranın gelmeyeceğini bilsen de susma.”

Açık ve net bir şekilde görülüyor ki, İslam da temel esas “haksızlık karşısında susmamayı” ihtiva ediyor. Yani “adil ve adaletli” olmayı emrediyor.

Her bir ayeti farz olan, hayat rehberimiz, hayat reçetemiz Kur’an bu konuda ne diyor, bir de ona bakalım:

“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” Nisa, 58

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker ( doğru şahitlik etmez ), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız ( biliniz ki ) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Nisa, 135

“Ey iman edenler! ALLAH İÇİN HAKKI AYAKTA TUTAN, ADALETLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUN. BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ADİL DAVRANMAMAYA İTMESİN. ADALETLİ OLUN; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış)tır.” Maide, 8

“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.” Enbiya, 47

Ve her Cuma günü, Cuma namazında hutbe sonunda okunan, ama bir türlü icabet edemediğimiz o ayet: “MUHAKKAK Kİ ALLAH, ADALETİ, İYİLİĞİ, AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDER, ÇİRKİN İŞLERİ, FENALIK VE AZGINLIĞI DA YASAKLAR. O, DÜŞÜNÜP TUTASINIZ DİYE SİZE ÖĞÜT VERİYOR.” Nahl, 90

Yaradan; Nisa/105, Maide/42, Araf/29-159-181, Şura/15, Hadid/25, Hucurat/10 ve daha birçok ayette, çarpıcı, açık ve net bir şekilde, hayatın her alanında haksızlığa, zalime ve zulme karşı durmamızı, daima hakkı ve doğruyu söylememizi, “adaleti” temel ölçü almamızı emrediyor. Öyle ki, bırakınız partimizi, cemaatimizi, hocamızı, liderimizi, müdürümüzü, başkanımızı, HAKSIZLIĞI BABAMIZ YAPSA BİLE, şiddetle karşı durmamızı istiyor.

Öylesine bir adalet ki, Hz. Peygamberimizi “Muhammedül emin” yapıyor ve “müşrikler” yani O’na düşman olanlar bile “emanetlerini” yine O’na “emanet” ediyor. Halife/ devlet başkanı cemaate; “yoldan çıkarsam ne yaparsınız” sorusuna cemaat; “Seni kılıcımızla düzeltiriz.” Diyebiliyor! Haydi bugün deyin bakalım! Yedi köyden kovulmaz mısınız?

Günümüze geldiğimizde, en alttan en tepeye kadar emanetlerin kendisine teslim edilebileceği, karşıtlarının bile güveneceği kaç Müslüman kaldı sorusu akla gelmektedir.

Bırakınız haksızlık karşısında susmayı, kendi çıkarı, makam, para ve istikbali için en bariz yanlışı ve haksızlığı görmeyen, hatta onu meşrulaştıran, güç ve kuvvet sahibi haksız ve zalim karşısında eğilip bükülen, kırk takla atan, sadece rakiplerinin ve karşıtlarının yanlışını gören, karşısındaki siyasi muarızının toplu iğnesi kadar yanlışını dahi gördüğü halde, kendi tarafının dev kazığını bile görmeyen, görmezden gelen, yalnız kendine demokrat, kendine adalet ve kendine olduğunda haksızlığa karşı koyan bir Müslüman tipiyle karşı karşıya bulunmaktayız.

Dahası Kur’an’ı her türlü “tevile” açık tutan, beşeri düzen, ideoloji ve amaçlara alet eden, dünyaya ve dünyalığa “yama” yapan, şu milenyumun ilk çeyrek asrında kendi ve kendi tarafındakilerin yanlış ve haksızlığına “kör ve sağır” olan bir İslam anlayışı ile yaşamaktayız.

SAHİ BİZ MÜSLÜMANLAR, İSLAM’I TEMEL ESAS OLARAK ALIYOR, YAŞIYOR VE HAYATIMIZIN MERKEZİNE KOYUYOR MUYUZ? YOKSA, SADECE SOS, GARNİTÜR VEYA BAHARAT OLARAK MI SOFRADA BULUNDURUYORUZ!? ONDAN DA BİRAZCIK OLSUN KABİLİNDEN Mİ!?

Allah aşkına, böyle bir Müslüman tipini görüp de kim Müslüman olur?

Yusuf İslam’ın dediği gibi; “Müslümanları görseydim Müslüman olmazdım. Kur’an’ı görerek, Kur’an’dan öğrenerek Müslüman oldum.”

İyi ki Kur’an var ve hala tahrif edilmemiş haliyle elimizde! İyi ki Hz. Peygamberin sözleri ve örnek hayatı var!

Yazı kaynağı : www.netgaste.com

Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

kim kimdir ne zaman nasıl nelerdir nedir ne işe yarar tüm bilgiler
dünyadan ilginç ve değişik haberler en garip haberler burada
enteresan haberler

Yorum yapın