birden fazla resmi dili olan ülkeler

birden fazla resmi dili olan ülkeler bilgi90’dan bulabilirsiniz

Resmî dil

Resmî dil bir ülkede anayasa veya yasa ile onaylanan dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Örneğin Türkiye Cumhuriyetinin devlet dili olan Türkçe aynı zamanda Türkiye’nin tek resmî dilidir.

Devlet ile birey ve bireyler arasındaki tüm resmî işlemlerin resmî dilde yapılması gerekmektedir. Bir ülke sınırları içinde yaşayan kişiler ya da topluluklar farklı bir dil konuşsalar dahi resmî işlemlerini gerçekleştirirken resmî dil kullanmak durumundadırlar.

Bir ülkede birden fazla dil resmî dil olarak kabul edilebileceği gibi resmî bir dilin olmaması da mümkündür.

Örneğin Kanada‘da hem İngilizce hem Fransızca resmî dildir. Filipinler‘de Filipince hem resmî dil hem de devlet dilidir ve İngilizce ise resmî dildir.

Bazı ülkelerdeki resmî diller:

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

Çok dilli devletler

Çok dilli devletler

ulas-gokce-009.jpg

Ulaş Gökçe

Astana’da İran, Türkiye ve Rusya’nın çabalarıyla gerçekleştirilen ve Suriye’de barışa ulaşılması hedeflenen görüşmelerde 5 yıldır iç savaşın sürdüğü bu ülkenin geleceği de konuşuldu. Suriye’nin çok mezhepli ve dinli yapısını korumak için laik, çok milletli yapısını korumak için ise anadillerin özgürlüğü öneriliyor. Basının aktardığına göre kulağa gayet mantıklı gelen bu iki öneriye de Türkiye’den itiraz geldi. Ancak resmi itirazın gerçekten olup olmadığı bilinmezken Türkiye’deki milliyetçi-muhafazakar ve Cumhuriyet Halk Partisi eksenindeki sol kesimden Suriye’de çok dilli bir yapıya itiraz gerçekten de geldi. Suriye’de Arapça dışında bir dilin bölgesel olsa da resmi statü kazanması Türkiye vatandaşını neden rahatsız edebilir? Mesele söz konusu dilin Kürtçe olması değil sadece. Mesele Türkiye’ye komşu bir ülkede birden fazla dilin resmi statüye kavuşmasının örnek teşkil etmesinden korkulmasıdır.  1917 Ekim Devrimi’den 2. Dünya Savaşı’na kadar dünya siyasi meselelerde çok önemli değişimlere uğradı. İmparatorluklar dağıldı, cumhuriyetler ve bin yıllık devletler değişti. Devletler zamanın getirdiklerine ayak uyduruyorlar genellikle. Suriye gibi ayak uyduramayanlar ise yabancıların desteğiyle içsavaşa zemin hazırlıyorlar. Türkiye’de korkulan ve herkesin tek bir etnik grubun ismiyle anılmadığı, anadillerin özgür olduğu devlet sistemlerine bir bakalım.

Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin tek bir dili vardır ve ülkede yaşayan herkes Türk sayılır. Buna benzer bir yapının birleşik bir Kıbrıs’a uygulanması demek herkesin Yunan sayılması ve eğitim dilinin Yunanca olması demektir. Bu Kıbrıslı Türkler için ancak bir kâbus olur. Kıbrıslı Rumların tarih boyunca bunu önerdiğini de kimse söyleyemez. Her türlü soruna rağmen 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti de çok dilli bir devletti. Devlet İngilizce, Yunanca ve Türkçeyi resmi dil kabul ederken, Türkler ve Rumlar dışındaki etnik gruplara da anadilde eğitim hakkı tanıyordu.

Dünyada en fazla resmi dilin olduğu ve en fazla anadilde eğitim verilen ülke, şüphesiz, Sovyetler Birliği’ydi. Bugün SSCB’deki yapısını, 1917 sonrası Lenin’in kurduğu şekliyle devam ettiren Rusya en çok resmi dili olan ülke konumunu koruyor. Rusya bir federasyon. Federasyonun devlet dili ise Rusça. Ancak federasyonun üyesi cumhuriyetler ve etnik özerk bölgeler kendi resmi dillerine sahip. Buna göre bazı cumhuriyet ve bölgelerde ortalama 3 resmi dil yer alırken Dağıstan gibi cumhuriyetlerde 14 resmi dil bulunuyor. Bir dilin resmi veya devlet dili statüsü kazanması ona devlet imkânlarından yararlanma fırsatı veriyor. Bunun yanında resmi olmayan dillerde eğitim, kültür-sanat icrasının sağlanması da Rusya’da bir devlet politikası olması yanında bu dillerin korunması bağlamında bilimsel bir gerekliliktir. Rusya’da etnik grupların, halkların dillerinin yaşatılması sadece bir hak değil aynı zamanda devletin de ödevidir. Rusya örneği, başka ülkelere ilham vermesi açısından önemlidir. Çünkü Lenin’in “halkların kendi kaderini tayin hakkı” tezi, tüm etnik grupların kendi toprakları üzerindeki siyasi hakları yanında etno-kültürel haklarını da garanti altına alıyordu. Bu ise sadece sosyalist ülkelere değil tüm dünyaya yayılan bir görüştü. Daha 20’li yıllarda Bolşevikler Rusya’da 50’ye yakın dilde eğitim başlatmışlardı. Bugün Rusya’da 100 ayrı dilde eğitim veriliyor. Lenin’in ve Bolşeviklerin “yerli halk” söylemi ülkeyi sadece idari olarak federatif yapıya kavuşturmakla kalmadı, dil politikasını da doğrudan belirlemiş oldu. Rusya’da (geçmişte SSCB’de) yerli, yani yüzyıllardan beridir o topraklarda yaşayan etnik gruplar, sayıları ne olursa olsun kendi özerk yönetimlerine ve etno-kültürel haklara sahip olmaya devam ediyorlar.

AMERİKA

SSCB’nin bu siyasi tezi ve uygulaması pek çok ülkede kabul gören bir hale geldi. Etnik bir federasyon olmasa da Amerika Birleşik Devletleri de konfederal-federal siyasi oluşum olarak yerli halklar başta olmak üzere İngilizce dışında anadile sahip grupların haklarını olabildiğince karşılamaya çalışıyor.  Amerikan pragmatizmi siyasi-kültürel tartışmalara girmeden günlük sorunları hızlıca ve çatışma yaşanmadan çözmeyi iyi biliyor. Bu nedenle zaten hakları garanti alına alınan Amerika Yerlileri dışındaki halklar yaşadıkları bölgelerde belli bir nüfusa ulaştıklarında anadillerinde devlet tahtında hizmet görmeye başlıyorlar.  Böylelikle bazı eyaletlerde İspanyolca çok ciddi bir konum elde ederken, bazılarında geleneksel olarak Fransızca pek çok yerde kullanılıyor. Aynı kıtanın en kuzey ülkesi Kanada en baştan iki dilli kurulmuş bir ülke. Fransızca konuşanların ayrılıkçı eğilimler içinde olduğu bu ülkenin bütünlüğü, azami etno-kültürel özerklikle korunuyor. Kanada Yerlileri de resmi olarak dillerini her yerde kullanma hakkına sahiptirler. Meksika, çok sayıda yerli halkın dillerini kendi bölgelerinde resmi olarak kullanabildikleri bir başka Amerika ülkesidir. Meksika’da Yerlilerin Maya gibi dilleri mahkemelerden eğitime, yasaların yayınlanmasından devlet dairelerinde hizmet sunulmasına kadar pek çok alanda çok ciddi haklara sahip. Güney Amerika’nın her ülkesini bir orman yangını gibi sarmalayan etno-kültürel haklar için mücadele bu kıtada yüzlerce yerli halkın dilinin resmi statü elde etmesini sağladı. Artık tek dili olan Latin Amerika ülkesi kalmadı. Bolivya ise İspanyolca yanında 36 dile daha resmi statü verdi ve bölgelerde en azından bir başka dilde daha hizmet sunulmasını zorunlu kıldı.

AVRUPA

Emperyalizmin ve ulus devletlerin anavatanı Avrupa artık eskisi gibi değil. Birleşik Krallık, üyesi tüm etno-kültürel bölgelerin dillerini özgür bir şekilde icra edilmesine destek veriyor. Britanya ayrıca Kıbrıslı Türk gibi etnik grupların anadillerini unutmaması için de imkânlar sağlıyor. Kıta Avrupası’nda hegemonyacı dil anlayışı devam etse de son 50 yılda pek çok olumlu gelişme sağlandı. Fransa, İtalya, İspanya, Almanya egemen dil dışındaki dillere, Rusya ve Latin Amerika kadar olmasa da haklar sağlıyorlar. İsviçre, Belçika gibi çok dilli ülkelerden yanında Avrupa Birliği sayesinde, Birlik üyesi ülkelerin soydaşı ve diğer birlik üyesi ülkelerde yaşayan yerli halkların dil haklarında önemli gelişmeler oldu. Macaristan’dan İsveç, Norveç, Danimarka ve Polonya’ya kadar pek çok Avrupa ülkesi diğer etnik grupların dillerinde eğitim imkânı tanıyor. Türkiye’de yaşanan sorunlara benzer sorunlar Ukrayna’da da yaşanıyor. Burada hayatın her alanında egemen olan Rus dili yerine Ukrayna dilinin zorla kullanılması ısrarı ülkede içsavaşa neden oldu ve Rusçanın %95 oranında kullanıldığı bölgelerde ayrılıkçılık başladı.

ASYA

Asya kıtasındaki çok dilli devletlerin başında hiç şüphesiz, SSCB’nin yardımıyla kurulan Çin Halk Cumhuriyeti bulunuyor. Çin, bugünkü Rusya gibi dil konusunda ciddi özgürlükler sağlayan bir ülke. Elbette Rusya’da olduğu gibi Çin’de de etnik çoğunluğun dili doğal bir asimilasyon sağlıyor. Ancak buna rağmen pek çok halkın dilini bugüne kadar koruması da büyük başarıdır. Çin, Hong Kong’da İngilizce, Makao’da Portekizce, Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygurcaya resmi statü sağlıyor. Hindistan ise yüzlerce farklı halkın anavatanı. Burada İngilizce ve Hindi yanında onlarca yerli dili resmi olarak kullanılıyor. Afganistan, Pakistan, Malezya, Filipinler, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan ve neredeyse diğer tüm Asya ülkeleri pek çok sayıda resmi dil kullanıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin akılcı pragmatizmi Asya’da da uygulanıyor. Örneğin Kırgızistan’da Kırgızca devlet dili, Rusça ise resmi dil statüsüne sahip. Bu mantık Asya’nın her yerine sirayet etmiş. Eğer amaç sorun yaratmak değil, sorun çözmekse bunun formülü mutlaka bulunur. Kazakistan dünyada iki dilliliği en iyi başarmış ülkelerden biri. Hindistan’da Hindi pek çok alanda İngilizceye teslim olurken daha düne kadar göçebe olan bir milletin dili; Kazakça, Rusçayı siyasi olarak dışlayarak değil, kendini ispat ederek kitleselleşti. Bunu sağlayan lider Nazarbayev şimdi 3. dile gözünü dikti: İngilizce. Kazakçayı olabildiğince itibarlı ve kullanılır hale getiren siyaset adamı Nazarbayev dili bir sorun halinden çıkarıp bir fayda unsuru yaptı. Baskıyla, dışlamayla değil teşvikle ve farklılıkların bir arada yaşamasını bir şans görerek bunu başardı.

İnsanların dillerini, geleneklerini, inançlarını koruyup yaşatmaları en doğal haklarıdır. Bu haklar kısıtlandığı sürece insanlar kısıtlayana karşı aidiyetini kaybeder. Bu noktada da ayrılıkçılık başlar. Milliyetçilik de böyle başlar. Ayrılıkçılığı, milliyetçiliği yenmenin yolu ise toplumların etno-kültürel haklarını azami genişletmektir. Bunu anlayan devletler barış içinde yaşıyorlar. Anlamayanlar içsavaşı yaşıyorlar.

Yazı kaynağı : www.yeniduzen.com

BM üyesi 113 ülkede birden çok resmi dil

BM üyesi 113 ülkede birden çok resmi dil

ANKARA – Anadil, çocuğun kendi annesinden, ailesinden, çevresinden, soyundan ve ulusundan belirli, bilinçli bir öğrenim evresi olmaksızın edindiği, öğrendiği dildir. Anadili edinimi ve öğretimi, hemen doğumun ardından başlayan, bebeklik ve çocukluk yıllarında elde edilmesi biçimlenen dildir.

Anadilinde eğitim ve öğretim, öğrencinin tüm derslerinin anadilinde işlendiği bir eğitim sistemini anlatır. Türkiye’de ise başta Kürtler olmak üzere birçok farklı kesim tarafından dillendirilen anadilde eğitim talebi ise yıllardır görmezden geliniyor. 

BM üyesi 113 ülkede birden fazla resmi dil

UNESCO 21 Şubat 2002 tarihinde yayınladığı Dünya Dilleri Atlası’nda dünyada konuşulan 6.000 dilin yarısının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekmişti. Birçok ülke, kendi ülkelerinde bulunan farklı dilleri koruma altına alırken, dillerin yaşaması için ise eğitim dili olarak yaşam bulmalarını sağlıyor. BM üyesi 194 ülkeden 113’ünde birden çok resmi dil var. Çin Halk Cumhuriyeti’nde 51, Hindistan’da 36, Rusya’da 34, İtalya’da 11, Filipinler’de 17, Güney Afrika’da 11 dil resmi dil ya da bölgesel resmi dil olarak bulunuyor. Türkiye ile sınırı bulunan Irak’ta 4, İran’da 8 dil anayasal olarak tanınıyor. İsviçre dışında çok dilli ülkelerde bir dil genel resmi dil konumundadır. Mesela Çin’de Çince, Rusya’da Rusça, Hindistan ve Pakistan’da da aynı resmi diller mevcut. Diğer diller ise genel resmi dil ile birlikte ya da bölgesel resmi dil durumundalar. Rusça, Rusya’nın tamamında, Tatarca ise Tataristan Cumhuriyeti’nde Rusça ile birlikte resmi dil işlevi taşıyor. İsviçre’de ise kanton dili ya da dilleri resmidir, onların üzerinde genel bir resmi dil yoktur. Batılı bazı ülkelerde egemen dilin yanı sıra ikinci dilin de öğretilmesi bir politika olarak benimsenmiştir. Özellikle kimi Avrupa ülkeleri, talep geldiğinde isteyen her etnik grup ya da azınlığın çocuklarına kendi anadillerinde eğitim-öğretim hakkı tanımıştır.

AKP’nin ‘özel okul’ planı

Türkiye’de ise anadilde eğitim talebi yıllardır “Böler” korkusu ile pompalanarak karşılanmıyor. AKP tarafından hazırlanan “Demokratikleşme paketi”nde merak edilen konuların başında da anadilde eğitim geliyor. AKP’ye yakın çevreler ve kulisler ise pakette anadilde eğitimin “özel okullarda” yapılmasının öngörüldüğünü belirtiyor. Buna gerekçe olarak ise Anayasa’nın 42. maddesi gösteriliyor. Bunun aşılması için Meclis’te mutabakat gerekeceği için bunun yerine pakette “özel okullarda” Kürtçe eğitim verebilmesinin önünün açılması bir seçenek olarak öne çıkıyor. 5580 sayılı Özel Eğitim Kanunu’nda yapılacak değişiklik ile “özel okullarda” anadilde eğitim hedeflenirken, bunun Kürtlerin talebini karşılamayacağı görüşü de hakim. 

AKP hükümeti anadilde eğitimi minimize etmeye çalışırken, birden fazla dille eğitimin verilmesine dünya örnekleri ise şöyle: 

Almanya

Almanya’da bazı eyaletlerde ilkokuldan başlayarak haftada 3 ila 5 saat zorunlu anadili dersleri veriliyor. “Ulusal Uyum Planı” adı altında çift dilli eğitimin gerekliliği yaklaşımı kabul ediliyor. Bu amaçla ortaokulun ilk yılından itibaren uygulanacak olan “karşılaştırmalı dil eğitimi” modelleri geliştirilmiştir. Bu modele göre haftada iki saat Türk ve Alman öğretmenlerin birarada girebilecekleri dersler düzenleniyor ve her iki dilin de karşılaştırmalı öğretimi uygulanıyor. Başbakan Erdoğan’da Almanya’ya yaptığı ziyaretlerde sık sık, Türkler için anadilde eğitim talebinde bulunuyordu. 

Çin

Ülkede çok sayıda farklı etnik grup bulunmakta ve yaklaşık 140 farklı dil konuşulmaktadır. Ülkenin çoğu memur dili anlamındaki Mandarini konuşmaktadır. Ülkenin resmi dili Çince’dir. Çin anayasasında azınlık dillerinin korunması ve geliştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. 1984 yılında “Ulusal Azınlıkların Bölgesel Özerkliği Yasası” çıkarılmıştır. Bu yasayla bölgesel özerklik, bölgedeki dilin korunması ve geliştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Özerk bölgeler, o bölgedeki eğitim dili hakkında karar alma yetkisine sahiptir. Azınlık mensubu öğrenciler kendi anadillerinin yanı sıra Çince’yi de öğrenmek zorundadırlar.

Güney Afrika

1993 anayasası dile temel bir insan hakkı olarak bakmış ve çok dilliliği ulusal bir zenginlik kaynağı olarak ele almıştır. Anayasayla birlikte İngilizce ve Afrikaans dilinin yanı sıra dokuz farklı Afrika (yerel/kabile) dili resmi dil olarak kabul edilmiştir. Irkçı eğitim sisteminin ortadan kalkmasıyla birlikte çokdilli, çokkültürlü öğrenciler üniversite ve diğer okullarda bir arada öğrenim görmeye başlamıştır. Güney Afrika’da eğitimin ilk beş yılı çocuğun kendi anadilinde yapılmakta, ardından da İngilizce, Fransızca ya da Portekizce ile devam edilmektedir.

Bolivya ve İsviçre

Tam 37 dili resmi dil olarak tanıyan Bolivya bu alandaki rekorun sahibi. Çift dilli eğitim Bolivya yasalarına 1994’teki eğitim reformuyla girmiş. Ancak bu küçük Latin Amerika ülkesinin taşraya öğretmen göndermekte zorlanması nedeniyle ülkede okuma yazma bilmeyenlerin çoğunluğu İspanyolca dışında diller konuşan yerli halk. İsviçre, 23 kantonlu federal bir cumhuriyettir. Ülkenin resmi ve ulusal dilleri, Almanca, Fransızca ve İtalyanca’dır. Romans dili de ulusal dil olarak kabul edilmiştir. Ülke kantonlarının sınırı, konuşulan dillere göre çizilmiştir. Bazı kantonlarda tek dil, bazılarında da birden fazla dil kullanılmaktadır. İsviçre anayasasına göre, bölgeler dillere göre ayrılmakta, diller eşit statüde bulunmakta ve azınlık dilleri korunmaktadır.

İsveç

İsveç eğitim sistemi, evde konuşulan dili eğitimde de geçerli dil olarak kabul etmekte ve en az 5 kişilik grup oluştuğunda anadili öğretimi vermeyi belediyelere bir yükümlülük olarak şart koşmaktadır. Anadili öğretimine ihtiyaç olup olmadığını saptamak üzere okullar her eğitim yılının başında ihtiyaç yoklaması yapmak zorundadır.İsveç’te 32 dil grubuna yönelik olarak anadili öğretimi organize edilmektedir. Anadili öğretimi dokuz yıllık zorunlu eğitim sürecinde en fazla yedi yıl izlenebilmekte ve bu eğitimin organize edilmesinde velilerin talepleri önemli bir rol oynamaktadır. 

İsrail

Ülke nüfusunun yüzde 82’si Musevi olmasına ve İbranice konuşmasına karşın ülkede oturan Arap nüfusun (yüzde 18) konuştuğu Arapça’ya özel bir statü tanınmıştır. Resmi dil İbranice olsa da, Arapça’ya eğitim ve kültür alanları ile kamu alanlarında özel bir statü verilmiştir. Arap azınlık ilk ve orta öğretimde kendi anadillerinde eğitim alırken ikinci dil olarak da İbranice’yi öğrenmek zorundadır. Yüzde 98’i İngilizce öğrenen Musevilerin, Arapça öğrenme zorunluluğu yok.

Hollanda

Hollanda, Avrupa ülkelerinde anadilde eğitim en çok destekleyen ülkelerden birisi olarak biliniyor. Dönemsel tartışmalarla anadilde eğitim saatleri geriletilse de yıllardır anadilde eğitimin uygulandığı bir ülke. 

Kanada

Kanada’nın nüfusu 33 milyondur. Bunun 8 milyonu Fransız kökenlidir. İngilizce ve Fransızca, ülkenin resmi dilleridir. Quebec eyaletinde ağırlıklı olarak Fransızca konuşulmaktadır. Ülke çift dillidir. Resmi dilin yanı sıra isteyen kendi anadilinde öğretim veren okul açma ve hizmet isteme hakkına sahip. Bu hak anayasayla korunma altına alınmıştır. 20 civarında olan diğer azınlık dilleri korunma altındadır. Kanada hükümeti değil baskı uygulamak, bütün azınlık dilleri için okul, dernek açma, gazete yayımlama, hatta devlet imkanlarıyla televizyon yayını yapma imkanlarını sunmaktadır. Ülkede devlet kanalından haftada iki saatlik bir ‘Türkçe yayın’ hizmeti de sunulmaktadır. 

Fransa

Fransa’da okullar çok dillidir. Ülkedeki azınlık dilleri de özel ve resmi okullarda okutulmaktadır. Azınlık dillerini özel okullarda isteyen öğrencilere öğretilmesi anaokulundan itibaren serbesttir. Bask ve Alsace-Mosell bölgelerinde, isteyen anaokul ve ilkokullar eğitimlerini tamamen Bask veya Alsace dilinde alabilirler. Orta öğretimde de durum aynıdır. Devlet bu sisteme mali katkı yapmakla yükümlüdür. Bask bölgesinde Bask dili, bölgede yüzde 70 oranında devlet, yüzde 30 oranında anne-babalar tarafından finanse edilmektedir. 

Belçika

Fedaratif bir ülke olan Belçika’nın üç resmi dili var. Fransızca, Flamanca (Felemenkçe) ve Almanca. Belçika’da dil grupları özerktir. Bu nedenle üç topluluk (Flamanya, Valonya ve Brüksel), özellikle eğitim ve kültür konularında kararlarını tümüyle kendileri almaktadır. Brüksel okullarında Fransızca konuşanlar için Flamanca, Flamanca konuşanlar içinse Fransızca öğrenmek zorunludur.

Hindistan

Hindistan, 22 eyalet ve merkezi hükümete bağlı dokuz idari bölgeden oluşmaktadır. Nüfusun yüzde 83’ü Hindulardan ve diğer yerel gruplardan (Müslüman, Hıristiyan, Sih, Budist) oluşmaktadır. Ülkede 872 dolayında dil, lehçe ve diyalekt konuşulmaktadır. Tüm eyaletlerde İngilizce resmi dil olarak kullanılmakla birlikte çoğu eyalette Hintçe de resmi dil olarak kullanılmaktadır. Ülke, dünyada en fazla farklı dil ve kültürü bir arada bulunduran ülkedir.

ABD 

ABD’nin Kaliforniya, Arizona, Massachusetts, Georgia ve New York eyaletlerinde İngilizce bilgisi yetersiz olan öğrenciler, derslerde geri kalmamaları ve İngilizcelerini geliştirmeleri için bir sene çift dilli eğitim yapan özel sınıflarda eğitim görebiliyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce insanın göçtüğü ABD’de anadil ve anadilde eğitim konusundaki ayrılıklar liberaller ve muhafazakârlar arasındaki tartışma konularından biri. Muhafazakârlar İngilizcenin resmi dil olarak ilanını talep ederken, liberaller eyalet bazında tanınan anadilde eğitimin federal yasalarla güvence altına alınmasını istiyor. Tartışmanın en yoğun yaşandığı eyaletlerden biri de evlerinde İngilizce konuşulmayan binlerce Latin Amerika kökenli ailenin olduğu Teksas. Çocuklar yeni tanıştıkları İngilizceyle derslerden geri kalmamak derdinde. 

İspanya

1978 İspanyol Anayasası’nın 3. maddesi Kastilya dilinin resmi İspanyolca olarak tanındığı karara bağlanmakta, fakat Kastilya dili dışında diğer İspanyol dillerinin kurulacak özerk bölgelerin statüleri uyarınca ikinci resmi dil olarak tanınması da kabul edilmektedir. 3. madde İspanya’nın bu dilsel çeşitliliğinin kültürel bir miras olduğunu belirterek, bu mirasın korunmasına ve saygı gösterilmesine de yer vermektedir. Bu bağlamda bugün İspanyol Anayasası’nda tarihsel milliyet olarak adlandırılan ve diğer 14 bölgeden daha geniş özerkliklere sahip olan Katalonya, Bask Ülkesi ve Galiçya’da bölge halkının dili 2. resmi dil statüsündedir. Eğitim de bu özerk bölgelerin yetki alanında olan bir konudur ve her üç bölgede de anadilinde öğretim mevcut. DİHA

Yazı kaynağı : www.yuksekovahaber.com.tr

Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

kim kimdir ne zaman nasıl nelerdir nedir ne işe yarar tüm bilgiler
dünyadan ilginç ve değişik haberler en garip haberler burada
enteresan haberler

Yorum yapın